| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
İzmirden bakış... aus İzmir.
2 "çevre" etiketi kullanan gönderi "çevre" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

HAYALET BİSİKLET-(Ghost Bike)

 

H2222222222ayalet Bisikletler dünyayı sarıyor

 

METE KIZIK

 

Yerküremizin büyük şehirlerinde çevre ve gürültü kirliliğini azaltma, solunası hava yaratma ve ulaşımda kolaylığı sağlamak için arayışlar sürüyor. Özellikle kent merkezlerinde temiz hava ve gürültüyle mücadele öne çıkıyor. Avrupa şehirlerinin neredeyse tümünde metro ve tramvay sistemiyle toplu ulaşım sağlanıyor. Öyle ki şehirlerde özel otolarla ulaşım, seçenek olarak bile geçerli değil artık... Birçok cadde ve sokak yaya bölgesi olarak düzenlenerek araç trafiğinden arındırılıyor. Çok sayıda “arabasız bölge” oluşturuluyor. Sokaklar oyun bahçesi, eğlence, yaya ve gezinti bölgesine dönüştürülüyor. Hatta kent merkezlerine araç girişi bile yasaklanıyor, kısıtlanıyor, park ücretleri artırılıyor. Bu arada bisiklet, önemli bir alternatif seçenek olarak öne çıkıyor.

Bisikletin geçmişi 17. yüzyıla dek uzanıyor. Dört tahta tekerlekli, elle çevrilen pedallılarından, şimdilerde elektro bisikletlere uzanan evrim var.

Bu sağlık ve çevre dostu araç, 80'li yılların başına kadar sadece spor ve kısa mesafe ulaşım aracı olarak kabul görüyordu. Ancak çevre bilincinin artması, iklim değişiklikleri, kentleri yaşanılır kılma isteği, bisiklet ve kültürünü daha da önemli kıldı.

Özellikle şehirlerde yaşayanların bisikletle yolculuk yapmaları durumunda, karbondioksit (CO2) salınımında önemli ölçüde azalma olacağı uzmanlarca belirtiliyor. Berlin, Nürnberg, Viyana, Bern gibi birçok kentte merkezler araç trafiğine kapalı. Paris'in bir çok bölgesine araba girişi yasak. Tüm sokak ve caddeler bisikletliler, yayalar, patenliler için. Örneğin 12, 14 ,16 ve 19. bölgeler mahalle sakinlerinin taşıtları, taksiler ve ilk yardım araçları dışında trafiğe kapalı. Bu sayede Paris'in göbeğindeki Seine Nehri'nin sahil yolunda insanlar kilometrelerce temiz hava soluyor, yayalar, bisikletliler, patentliler kaza korkusundan uzak özgürlüğün de tadını çıkartıyor. Bu durum CO2'nin neredeyse en düşük düzeye inmesine ve Paris'in en temiz hava bölgesi olmasına yol açıyor.

Türkiyemizde ise bu türden bölgeler parmakla gösterilecek kadar az. Büyüklerimiz sayesinde temiz hava olarak ne yazık ki sadece sigara konusu beyinlere yerleştiriliyor. Sanki kent merkezlerindeki egzos gazı, gürültü, ince tozlar “temiz hava” nın unsurları değil...

Kaldırımları gasp eden araçlar, yollarda yürümek zorunda bırakılan yayalar, kurallara uymayan maganda sürücüler, alışamadığım manzarayı oluşturuyor. Yayalara ve bisikletlilere olan tavırları da biliyoruz... Üstelik sürücülerin kurallara uymaması sonucunda bir çok yaya ve bisikletli yaşamlarını yitiriyorç Örneğin, Niyork'ta günlük 200 bini aşkın kişinin bisikleti ulaşım aracı olarak kullanırken, 2006 yılında bu şehirde bisiklet kazalarında ölenlerin sayısı 23 olur.

 

Manzara böylesine vahimdir...


Hayalet Bisiklet” (Ghost Bike), ABD'den dünyaya yayılan bir akım... San Fransisko'lu sanatçı Joe Slata tarafından yaratıldı. İlk kez bu 2003 yılında St. Loui'de bir gurup eylemci sanatçı tarafından gerçekleştirilmeye başlandı. Şehirlerdeki bisiklet kazalarına ve bisiklet sürücülerinin yaşamlarını kaybetmesine tepki vermek ve dikkat çekmek üzere kuruldu. Bir gece, 20 beyaza boyanmış bisiklet, kazaların olduğu noktalara bırakıldı. Bisikletlerin üstüne kazada ölen ve yaralananın kimliği, kaza nedenini açıklayan bir not yerleştirildi. Bisiklet kazasında yaşamını yitirenler bisiklet dünyasında yaşatılmaya devam edilmek istenir.



Kazalarda ölenleri geleneksel anma tören yerine, “ hayalet bisiklet” eylemiyle hem anmayı bir haftaya yaymak hem de bisikletlilerin yol ve yaşam haklarını gündemde tutmayk hedeflenir. Yolların da bisikletlilere ait olduğu gerçeği hatırlatılır. Anma törenleri lirik ve sanatsal biçime dönüştürülür. Arabaların insan ve çevre sağlıgına zarar vericiliği bir kez daha vurgulanır.


Bu “hayalet bisiklet” eylemi kamuoyunda büyük ilgi çekti ve diğer ülkelere yayıldı. Şu anda 15 ülke ve 80 şehirde örgütlenen “hayalet bisiklet” hareketi, giderek kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Bisikletlilere saygı ve anlayışın ülkemizde de büyümesi, araç trafiğine kapalı bölgelerin çoğalması dileğiyle... metekizik@cumhuriyet.com.tr

 

Amazon ormanları ve tavuk göğsü

Amazon ormanları ve tavuk göğsü

METE KIZIK

Son yıllarda nerdeyse doğa ve çevre olumsuzluklarına karşı suçluluk kompleksi içinde yaşamak zorunda bırakılıyoruz... Doğa koruması adına kullandığımız eşyalardan, yediğimize, içtiğimize kadar her şeyde çevre dostu tüketici olmak istiyor, özen gösteriyor, duyarlaşıyor, yine de suçluluk duygusu ağır basıyor kimi zaman...

Bu duyarlılık örneğin Selçukta 11 yaşındaki Sarp ve Irmak Özdemir’in sokaklarda müzik yaparak orman yangınlarına karşı mücadele için uçak alma kampanyasına katılmasına yol açıyor.

Öte yandan Berlinde yaşayan çevre aktivisti Bernadettein kırmızı et yerine tercih ettiği tavuk etinin öyküsü onu, yeni bir hareketin aktivisti yapıyor. Çünkü biliyor artık; yediği tavuk göğsü, Brezilyadaki Amazon ormanlarının yok edilmesine yol açıyor...

Nasıl mı?

Özellikle batılı ülkelerde son yıllarda kırmızı et yerine tavuk eti revaçta. Geleneksel dönerimiz bile neredeyse tümüyle tavuk ve hindi etinden yapılıyor. Brezilya sadece yılda 100 bin ton tavuk göğsünü Almanyaya ihraç ediyor.

Tavuk ihracatçısı şirketler 100 bin ton kanatlı için 500 milyon tavuk kesiyor. Peki, 500 milyon tavuk üretecek olan kim?

Küçük ve orta ölçekli üreticiler değil, çok uluslu şirketler (ÇUŞ).

ÇUŞların bu kadar tavuk üretmesi için gerekli olan yaklaşık 35 milyon metrekarelik alan nerde?

Dünyanın ciğerleri olarak adlandırılan Amazon bölgesinde, yani adres Brezilya...

Nasıl bu süreç?

Hektarlarca arazide 300 yıllık ağaçlar kesilir, kimin umrunda...

Manzara bununla da sınırlı değil.

İhracat için yol, soğuk hava depoları, paketleme tesisleri gereklidir... Yıllardan beri gelişmiş ülkelerin soya, mobilya, kağıt, yem sanayisinde kullanılmak için yok edilen Amazonlara, bu kez batının tavuk şirketleri dadanır...

Ağaçlar devrilir boy boy. Doğanın dengesi bozulur. Biyolojik denge, ormanla dost yaşayan yerlilerin geleneksel tarım ve yaşam kültürleri hiçe sayılır.

Daha ilginç bir süreç işler bu kez tersine. Batılının sevmediği tavuk başı, butu, ayakları, ciğerleri bu kez tekrar başta Brezilya olmak üzere Afrika kıtasının diğer ülkelerine ve Çine ihraç edilir Almanyadan. Brezilyada küçük hayvancılıkla uğraşan on binlerce köylü, ihracatçı firmaların araç gereç, teknik donanımlarına ve pazar alanlarına boy ölçüşecek durumda mıdır?

Artık küçük bahçelerinde yetiştirdikleri birkaç tavuğu pazara bile getirecek ne şansları ne de yasal hakları vardır... Çünkü GATT anlaşmaları ticarette her türlü sınırlamayı yasaklamıştır ÇUŞlar adına. Çaresiz yüzyıllardır süregelen doğayla barışık yaşamlarına son vermek zorunda kalıp yeni açlar ordusuna katılır, onbinlerce küçük üretici...

Şimdilerde Almanyada çevreci ve duyarlı kesimler Bernadette gibi yaşanan sürece tepki gösteriyor. Bir yandan midelerine indirdiklerinin çevre katliamcısı şirketlerden olup olmadığını, diğer yandan Brezilyalı köylülerin daha da yoksullaşmalarına yol açıp açmadıklarını sorguluyor.

Sonuç, en azından duyarlı kesim için suçluluk, vicdan hesabı ve anti -kapitalist mücadelenin bir alanı oluyor.

Az bir şey olmasa gerek...

mailto:metekizik@cumhuriyet.com.tr

07.02.2009_amazon